Cherreads

Chapter 34 - "Kaderin Kör Düğümü"

 Kaçış günü geldi çattı. Hikari hazırlanmış, sabahın erken saatlerinde yemeğini yemiş, kimseye çaktırmadan aynı günlük yaşantısını tekrarlıyor ve kaçacağı zamanı kolluyordu. Saat 10 sularında kapıdan yürüyerek çıkacaktı ama kapıda 10 ila 20 üzerinde kara bekçisi kapıyı kolluyordu. Hikari için tehdit oluşturmadıklarından geçip gidebileceğini bilir ve hazırlanıp kapıya doğru yürümeye başlar.

O sırada sürekli kapılara bakan Kurogami, "Kaçacağı kesin mi bu kızın?" diye sorar. Makuro da cevaplayarak, "Tabii ki de kesin. Benim aklına girmem sadece bir arkadaş sözü veya konuşması gibi. Onun onu destekleyebilecek biri olmadığı için, kara da benim desteğimle başa bile karşı gelecek yalnızlıkta," der ve hem komik hem de içten içe üzücü bir kahkaha atar. "Yakında," der ve "sanırım geliyor, bak," der.

Kurogami bakar ve "Evet, harbiden de kapının önünde dikilmiş biri var ama… ama Makuro, bir bakman lazım, sanırım o değil. Bu kadar güçlü değil di… resmen buraya kadar geliyor, kanım dondu. Önüne çıkanı parçalayacak bir güç, bir aura bu," der.

Makuro hemen koşarak camdan bakar ve "Hassiktir, bu… bunu plana katmadım. Yani bu kadar da değil diyordum. Ölecekler," der ve koşarak odadan çıkar. Kurogami ve Misora anlam veremez. Misora sorar: "Ne oldu, neden bu kadar tedirgin oldu? Bir şey yanlış mı gitti?"

Kurogami de, "Sanırım evet. Güç konusunda yanılmışız. Baksana, 8. karayı bile istese ezecek kadar güçlü iken saf ve güçsüz nasıl durabilir? Kendini de ezdiriyordu hatta. Ezenlere karşı hâlâ yumuşak ve iyi kalpli birisiydi. Sanırım kendi sınırları varmış," der.

Misora camdan bakarak, "Ne, neee?" diye kekeler. "Ama benim konuştuğum kız bu değil di… hatta yakın arkadaş da olmuştuk. Bu havası beni boğuyor. Emin misiniz o olduğuna? Şu çarşaflı kapıya doğru yürüyen?" diye işaret eder.

Kurogami, "Büyük ihtimalle. Ne kadar farklı olsa da aura benzerliği bu kadar yakın olamaz veya kopyalanamaz. Boşuna bu kız önemli birisi demiyorlar yani," der.

Makuro hızla 10. kapıya ulaşır ama kapı bekçileri onu durdurur. "Efendim durun, üzgünüm ama üstlerimizden emir aldık. Şu günlerde sıkı denetim oluyor. Gücünüzü ve kimliğinizi bilmeden kimseyi buradan geçiremeyiz. Kimsiniz, öğrenmemiz gerek," derler ve engellemeye çalışırlar.

Makuro durur ve anlattıkları bitince sinirlenir. Sert bir bakış atarak aurası ile karayı yakalar: "Seni buracıkta öldürürüm. Önümden çekil, senin gibi bir köpekle uğraşacak vaktim yok," der ve aurasıyla sıkar.

Diğer tüm karalar, "Üzgünüz efendim, sizi tanıyamadık. Hemen buyurun geçin," derler ve eğilerek yer verirler Makuro'ya.

Makuro aurasını dizginler ve hızla koşarak kapıdan çıkar, Lyther'in olduğu binaya girer. "Lyther neredesin? Çok önemli bir şeyi kaçırdık gözden," diyerek alan açar ve yere oturur.

Lyther Makuro'yu görünce hızla yanına gelir. "O, hoş geldin Makuro. Ne oldu, yanlış bir şey mi yaptık?" diye sorar.

Makuro, "Hayır, hayır," diye saçlarını kaşımaya başlar ve konuşur. "Hikari konusunda yanılmışız. Yani gücü hakkında… çok güçlü ve önüne çıkanı öldürecek bir aura seziyorum onda. Siz onunla savaşacaksınız demiştim ya, sanırım gerçekten de ciddi olmanız lazım. Yoksa çok kolay şekilde sizi öldürebilir."

Lyther gülerek, "He, bunun için geldin. Biliyorum, biliyorum. Onu öldüreceğiz, sen merak etme," der.

Makuro bir anda ciddileşir. "Ne diyorsun sen? Yoksa benimle oyun mu oynadınız? Seni buracıkta yok ederim, Kara 10," der sinirle, bütün aurasını alanın içine doldurur ama alan resmen çatlayacak kadar sıkışır.

Lyther, "Dur dur, sakin ol. Lafın gelişi dedim. Öldüreceğiz yani, onu ciddi ciddi zorlayacağız ki gerçekçi olsun ve biz kolayca yenilmeyelim diye. Sen bilmiyorsun belki ama Hikari zaten önceden beri bu güçteydi ama kimseye göstermiyordu. Hatta benim bildiğim kadarıyla veya Dravon Şaman'ın dediği kadarıyla 1. kara eğer varsa onun taşıyıcısı olacağı duyulmuştu bir ara. Tabii yalan olabilir, ben veya Dravon da 1. karayı göremedik. Belki de öyle bir şey yok," der.

Makuro sakinleşir. "He, demek lafın gelişi dedin. Ben de tedirgin oldum, acaba bize yamuk mu yapacaklar diye. Sonra özür dilerim ve Hikari'nin bu kadar güçlü olduğunu bilmiyordum. Neden bana söylemediniz?" der.

Lyther, "Bu o kadar önemli bir şey değil di… ve sen arkadaşlarını kaçıracaksın Hikari, biz de unuttun mu? Ona göre hazırlanın. Sanırım kapıda bir sıkıntılar çıkmış," der ve gülerek, "Ben kaçtım artık, gelecek kaygısı sizin," hahahah der ve gülerek uzaklaşır.

Makuro hızla kalkarak 10. kapıya geri koşar ve kapının önüne gelir. "Hadi elma!" diye bağırır ama aurası ile.

Kurogami hemen bunu sezer. "Misora, hazır mısın? Gidiyoruz," der. Misora hazır olduğunu belli edercesine kafasını sallar ve kapıya doğru ikisi beraber koşmaya başlar.

Kapıda Makuro, Misora ve Kurogami buluşurlar. Hızla, konuşmadan kapıdan geçerek koşarlar. Hiç hız kesmeden… Bu saatten sonra yavaşlık ölüm veya planı tamamlayamama korkusu içlerine dolar. Misora arada yorulup sendeler ama Kurogami ve Makuro ona destek çıkıp tekrar hızlanırlar ve artık özgürlerdir.

Şehrin dışına çıkmış ve Element Krallığı'na varmak üzeredirler. Gözle görülür hale gelmiş krallık ve köyler artık.

Makuro konuşur: "Buradan artık ayrılıyoruz. Benim yapmam gereken başka şeyler var. Siz ise bir yere sığının." Sonra Kurogami'ye dönerek: "Dostum, unutma sana öğrettiğim şeyi. Benim bile sizi bulamayacağım bir alan, bir yer ile saklanın. O zamana kadar kader bizi tekrar bir araya getirecek," der.

Vedalaşıp yollarını ayırırlar. Misora'nın gözlerinden yaşlar akar ama ağzından cümle çıkmaz, boğazı düğümlenir.

Kurogami Misora'yı tutarak, "Sakın öleyim deme ha. Makuro yoksa bütün karayı yok ederim. Böyle bir şey istemezsin değil mi?" der ve güler ama bu gülüş üzgün olduğunu belli etmemek için yapılan bir sahte yüzdür.

Makuro bunu anlar. "Merak etme dostum, beni öldürecek kadar güçlü olduklarını sanmıyorum ve seni zor duruma da sokmam hahaha," der ve artık ayrılarak başka yerlere dağılırlar…

Makuro hızla Hikari'nin kaçtığı ve kendi kafasında kurduğu plana göre olması gereken konuma gider ve orada beklemeye başlar.

Diğer yandan Hikari, 8. kapıdan herkesi öldürerek çıkmış; kocaman kapı kan ile kaplanmış, 1 tane temiz boşluğu kalmamıştır. Hikari koşarak çıkar, çok hızlı ve çok ani, ve Dravon'un binasını görür.

"Sanırım içerde boşuna zaman harcayacağım birisi değil, kaçmak daha mantıklı," der ve koşarak şehirden dışarı kaçmaya çalışır. Ama önünde 2. tane silüet belirir. Kara 10 ve Kara 9, Kaelir ile Lyther:

"Nereye gidiyorsunuz hanım efendi, yoksa şehir dışına mı? Böyle bir genç bayanın tek başına dışarı çıkması sıkıntılı değil mi?" der.

Hikari: "Konuşmayı bırak da ya da ben mi ağzını dağıtayım?" diye sorar.

Kaelir: "Ooo ama bir hanım efendiye yakıştıramadığım sözler bunlar. Yoksa yobaz mı olmaya başladın? Aklına giren kim, onu kendi ellerimde boğacağım, söyle," der.

Hikari: "Senin aksine ben kendi aklımı kullanabiliyorum, kara köpekleri sizi. Artık ben kara değilim, bunun için canımı bile ortaya koyarım. Çekilin," der.

Ama 9. Kara ve 10. Kara: "Geçebiliyorsan geç," diyerek gerilirler ve kaçış yolunu kapatırlar.

Hikari: "Sen burada olduğuna göre senin yolun boş, oradan çıkayım bari," der ve tam duvarları yıkarak çıkacakken önüne bir karanlık gerilir. Hemen geri çekilerek uzaklaşır.

"Sen... senin biraz farklı olduğunu düşünürdüm, demek ki boş bir düşünceymiş. Attım şu an kafamdan," der.

O karanlık Dravon'dur ve gülerek:

"Kafa mı, düşünce mi, akıl mı, ne anlatıyorsun be karada? Bunlar önemli değil. Önemli olan güç. Güç kimdeyse o en üstte olur. Sizin gibi güçlü bir bayan neden kaçmak istiyor karadan, onu bize açıklar mısın?" der.

Hikari: "Açıklamak mı? Size ne anlatsam boş, aynı kafanızın içi gibi. Hadi gelin bakalım, beni durdurabilecek misiniz?" der ve esneyerek hızla önce Dravon'a saldırır.

Hızı yüzünden Dravon tepki veremez ve tekmeyi yüzüne yiyerek fırlayıp sürtünerek yere yığılır.

Sonra Hikari: "Sıra sende," diyerek Kaelir'e bakar ve ani bir hızla tam ona saldıracakken Lyther önüne geçerek "Sizi koruyacağım efendim" diyemeden yumruğu yüzüne yer ve o da nakavt olur.

Kaelir donup kalır: "Sen... sen nasıl—" diyemeden o da bir tekme yer ve yere serpilir.

Hikari hızla koşarak kaçar, ormanlığın içinde kaybolur gözden.

Dravon yerden öksürerek kalkar, sersemler: "Bir kadına böyle yenilmek nedir? Koşun arkasından, yakalayın şunu!" der ve ayağa kalkarak koşmaya başlar. Arkasından Kaelir ve Lyther de koşarak gelir.

Hikari yolu şaşırır ve biraz yavaşlar, yolu anlamaya çalışırken ormanlığın içinde birkaç tur atar:

"Ahhh, nereden gideceğim? Daha önce dışarı hiç çıkmadım ki," der ve bir patika yola saparak koşar.

Dravon: "İşte orada! Köpek, gel buraya, kaçma!" der ve Hikari'nin peşine düşerler.

Hava kararmış ve koşturmalar gözle değil sezgi ile takip ediliyordur. İyice Hikari'ye yaklaşırlar ve tam yakalayacakları sırada—

Hikari: "İşte burası... burası güzel, bunları dağıtacağım burada," diyerek boş bir alana girer.

Büyük bir ayın parlattığı boşluk; ağaç yok, sadece topraklar ve düz bir alan. Sanki Hikari bilerek böyle bir alan arıyormuş gibi tam ortada durur.

"Evet, sayıca benden üstünsünüz ama sizi görebileceğim bir yerde yenerim," der.

Dravon ağaçların arasından gülerek gelir:

"Bizi yenmek mi? Önceden sana özenirdim sensei, ama artık güçten düştün. Neticede kadınsın. Bizim gibi 3 gerçek kara erkeğine denk misin sence?" der.

Hikari dişlerini sıkar: "Göreceğiz, gel bakalım," der ve alanda savaş başlar.

Gözle görülemeyecek bir hızda 4 kara ışık birbiriyle çarpışıyor ve fırlıyordur, bir oraya bir buraya. Ama ayın ışığı ile takip etmek kolaylaşır.

En son Dravon Hikari'yi aurası ile yakalar:

"İşte bu kadarsın," diyerek sıkar.

Ama Hikari daha da şiddetle sinirlenir:

"Sen beni böyle tutamazsın!" der, aurasını salarak kurtulur.

Gittikçe aurası güçleniyor, uzun zamandır savaşmadığı için de fiziksel bedeni baya yorulmuştur.

"Sizi öldürmek istemiyorum ama siz hak ediyorsunuz," diyerek gerilir.

Tam o sırada arkasında karanlık belirir ama Hikari hızla dönerek onu yok eder. Ama kandırmak için yapılan bir silüettir o.

"Hassiktir, yakalandık," der.

Hikari tekrar önüne döner; önünde Dravon ona bir bıçak darbesi indirir. Hikari hızla geriye doğru çekilir ama kolundan yaralanmıştır.

Dravon: "İşte dediğin şey bu. Erkekler her zaman güçlenir ama kadınların bedeni yetersizdir bir zaman sonra yorulur. O yüzden teslim ol," der.

Hikari gülerek: "Haha, bunu sadece 1 saldırını şansa denk getirince mi düşündün? Harbi de kafanın içi bomboş," der.

Ama gerçekten de saldırısı derinden koluna hasar vermiştir. Biraz zorlanarak tekrar ayağa kalkar.

Savaş bir daha devam eder, aralıksız savaşırlar ve tekrar ayrılınca Hikari soluk soluğa kalır. Artık nefesi düzensiz, adımları tökezlemeye başlamıştır. Ama rakipleri de yorulmuştur.

Dravon öksürmeye başlar:

"Yeter artık, gördüğün gibi bizi yenemeyeceksin. Kare gibi kapana kısıldın Hikari," der.

Ama Kaelir: "Efendim, sence de biraz ileriye mi gittik? 3 kişiyiz ama son gücümüze kadar savaşıyoruz, abarttık mı?" diye sorar.

Dravon: "Sessizlik! Sen benden iyi mi bileceksin?" der.

Kaelir: "Tabii efendim, üzgünüm," der.

Hikari: "Ne oldu Dravon? Üçünüzün de gücü kalmamış gibi. Gelin bakalım beni ala—" diyemeden öksürmeye başlar.

Tam o sırada Dravon hızla koşarak Hikari'ye saldırır ve tam aurasını elinde toplar, kılıç gibi hale getirir. Tam vuracakken bir aura yayılır etrafa.

Dravon anında geri çekilir ve etrafa bakarak:

"Sen kimsin? Senin işin bu değil, çekil aya'nın köpeği!" der.

İşte tam zamanında, ölüme çok yakın olan Hikari'yi kurtarmaya gelen kişi Krojin.

Krojin konuşmaya başlar:

"Sizce de biraz haksız bir müsabaka değil mi bu?" der.

Dravon şaşırır ama cevap vermez.

Hikari yerde Krojin'e dönerek:

"Seni alakadar etmez, sen bir aya'sın. Kara işine neden karışıyorsun? Git buradan, senin sandığın kadar—" öksürmeye başlar, cümlesini bitiremeden.

Krojin gerilerek:

"Haklısın ama senin sandığın kadar da güçsüz değiller. Şu an zor durumda olan bir bayanı kurtarmak benim önceliğim, aradaki farkı görebiliyorum," der ve anında saldırmaya başlar.

Önce Dravon'a bir hamle yapar ve savurur, hızla Lyther'e dönerek bir vuruş yapar ve kaburgalarını kırarak fırlatır.

Kaelir: "Seni köpek!" diyerek Krojin'e saldırır ama Krojin bir eliyle saçını düzeltiyor, diğer eliyle tokatlıyordur Kaelir'i.

Sonra bir tekme atarak karnına, diğer arkadaşlarının yanına fırlatır.

Dönerek:

"İyi miyim güzellik, bende iş var değil mi?" der, gülerek.

Hikari:

"Saçmalama, uzaklaş buradan! Sadece şanstı, tekrar böyle yapamazsın, kaç, uzaklaş buradan!" dese de—

Krojin dinlemez:

"Ne uzaklaşması? Güzel bir prensesi kurtaracağım, elime her zaman böyle koz geçmez," diyerek espri yapıyor ve kendi kendine gülüyordur.

"Ha ahaha, ne ama komik değil mi?" dese de Hikari onu ciddiye alamaz.

Toparlanarak ayağa kalkar:

"Geliyorlar," der.

Dravon bağırarak:

"Bana gelin! Artık buna son vereceğiz!" der.

Kaelir, Lyther, Dravon bir araya gelerek hepsi aurasını salar ve birleştirip mızrağa dönüştürür. Yönünü Krojin'e döndürerek:

"Burada öleceksin, aya köpeği!" der.

Krojin gülerek:

"Ne, beni böyle bir şey en fazla yaralar ama isabet ettirebilirsen," diye güler.

Sonra bir anda ciddileşir:

"Dur, sakın!" der.

Dravon gülerek elinde toplanan mızrağın yönünü Hikari'ye döndürür ve fırlatır.

Hikari sadece baka kalır, gözünün önünden hayatı geçer:

"Peh, neyse, zaten kötü bir hayattı," diyerek hiç savunmadan bekler. Belki savunsa da durduramayacağı bir şeydir.

Mızrak ona doğru gelirken gözlerini kapatır:

"Elveda hayat, zaten bana kötüydün," diyerek güler.

Ama gözleri kapalı haldeyken önünde bir ışık huzmesi hisseder. Gözlerini açmaz:

"Ne, daha gelmedi mi, yoksa öldüm mü? Burası neresi acaba?" diye düşünür.

Gözlerini açar ama şaşkınlıkla dizleri, elleri titrer ve yere çöker:

"Ne... neden bunu yaptın?" diyerek bakar.

Krojin hızla Hikari'nin önüne geçmiş ve saldırıyı kendisi yemiştir. Ağzından kanlar damlar, göğsünde mızrak girmiş ve zar zor tutuyordur. Mızrağı eliyle sıkarak kırar ama göğüs kısmında koca bir delik açılmıştır.

Hikari bağırarak:

"Neden, neden yaptın bunu?" diye sorar.

Krojin ona dönerek güler ve gözlerinin içi parlıyordur:

"Güzel ve saf bir kalbi bilirim. Senin için ölmek bana mutluluk verir. Karanın aksine aya da kadınlarına çok bağlı ve sevecen haldeler. Yani kadınlara... sen benim kadınım değilsin ama olsan da fena olmazdı ha, haha..."

Diyerek gülerken Hikari'nin dizlerine kapanıp yere yığılır.

Hikari anlam veremese de ilk kez onun için önüne geçen ve hayatını riske atan biriyle karşılaşmıştır. Bu duyguyu tarif edemese de çok sevinir ama bağırmaya başlar:

"Hayır! Daha yeni gördüm seni! Bu duyguları yaşatan birini hemen kaybedemem!" der ve Krojin'i sırtına alarak koşmaya başlar karanlığa doğru.

Dravon bağırır ama öksürüğü ile yarıda kesilir:

"Kaçma—" diyemeden yere yığılır, öksürmeye başlar.

Kaelir yerden kalkamaz, ayakları sakatlanıyordur.

Lyther yavaşça Dravon'un koluna girer:

"Efendim, artık onu yakalayamayacağız, bırakalım," der.

Dravon Lyther'i iterek:

"Çekil! Kara, kara böyle bir hatayı affetmez!" diyemeden tekrar öksürür ve arkasında bir gölge belirir.

"Hahahahah... artık bu işleri beceremiyorsunuz ha. Dravon muydu? Seni görmek benim için artık bir şeref değil. Ezik bir yaşlı nasıl benden üstün olabileceğine şaşırıyorum ama artık değilsiniz... 11. kara."

Hikari, Krojin'i sırtında taşıyarak uzaklaşır ve artık takati kalmaz. Element krallığının dışında, köye yakın olan ormanlıkta bir ağacın dibine yatarak Krojin'i bırakır.

Döner Krojin'e:

"Sakın öleyim deme, daha seni tanımak istiyorum," der ve yüzünü okşar.

Arkadan bir ses gelir.

Hikari hızla dönerek:

"Sen... sen de mi benim için geldin?" diye sorar.

Karanlığın içinden Makuro çıkar:

"Sakin ol, sana ve sevgiline zarar vermeyeceğim. Sana yardım etmek istiyorum," der.

Hikari güvenmek istemese de Krojin'e bakar ve acele etmesi gerektiğinden kabul eder:

"Ama neden yardım ediyorsun bana?" diye sorar.

Makuro Krojin'e bakarak:

"Bu adam ölmemeli," der ve anahtarını Hikari'ye verir.

"Burası benim evim, kimse yoktur. Ben sizi iyileştirecek birilerini bulacağım, orada beni bekleyin," der ve kaybolur.

Hikari Krojin'i tekrar sırtına alır ve hızla yola koyulur.

Makuro bir binanın önüne gelir ve kapıyı çalacakken çalmadan biri açar.

Ayame kapıyı açar:

"Buyurun, kimsiniz?" der.

Makuro:

"Haruto burada mı?" diye sorar.

Ayame:

"Şu an burada değil ama kimsiniz ve ne için geldiniz? Benim yardım edebileceğim bir şey var mı?" der.

Sonra: "Bir saniye, sizi bir yerden tanıyor muyum?" diye sorar.

Makuro:

"Aslında evet ama acelemiz var. Haruto ile çocukluk arkadaşıyız ve ondan yardım istemeye geldim. Yetenekli şifacılarınızdan birkaç tanesi yardım edebilir mi acaba bana?" der.

Ayame:

"Ne kadar yetenekli, durum ne?" diye sorar.

Makuro:

"Ölüm kalım durumu ve Haruto kadar olmasa da yakın bir şifacınız var mı?" diye sorar.

Ayame:

"Hmm... kocamın yakın arkadaşına yardım etmek benim için onurdur. Ben gelirim, sen yolu göster," der ve ekipmanlarını alır, birkaç tane kişiyi çağırır ve yola koyulurlar.

İpler birbirine bağlandı, artık kördüğüm oldular. Çözebilen kişi kim olacak...

More Chapters