Yuan ve Elizabeth sonunda izlerini kaybettirmeyi başarmıştı.
Kanalizasyonun nemli duvarları boyunca yankılanan adım sesleri yavaş yavaş kaybolurken, ikisi de birkaç saniye boyunca konuşmadı. Sadece nefes sesleri duyuluyordu.
Karanlık, üzerlerine çöküyordu.
Biraz ileride…
Üç maskeli figür durdu.
Ağlayan maskeli omuzlarını hafifçe düşürmüş, titrek bir sesle konuştu:
"a-ama… gittiler… belki de… birdahaki sefere…"
Gülen maskeli başını yavaşça yana eğdi.
Bir süre sessiz kaldı.
Sonra—
aniden yüzünü ona yaklaştırdı.
"Seni aptal."
Sesi neşeliydi… ama içinde tehdit vardı.
"Öyle kolay pes edeceğimizi mi sandın?"
Ağlayan maskeli geri çekildi.
Duygusuz maskeli ise hiç dönmedi bile. Sırtı onlara dönüktü.
"Soğuk."
"Dağılalım. Zaten… Yuan tek başına bile sorun."
Kısa bir duraksama.
"Yanındaki kız… önemsiz."
Bu söz… gülen maskelinin hoşuna gitti.
Hafifçe güldü.
"Tamamdır."
Ağlayan maskeli başını eğdi.
"…tamam…"
Üçü de farklı yönlere dağıldı.
Kanalizasyonun başka bir kısmında…
Yuan ve Elizabeth duvara yaslanmış, sessizce nefesleniyordu.
Elizabeth'in omuzları hâlâ hafif titriyordu.
Tam o sırada—
Yuan'ın gözleri daraldı.
"Eliz—"
Sözünü tamamlamadı.
Hemen elini uzatıp Elizabeth'in ağzını kapattı.
Yaklaştı.
"Birisi var."
Fısıltı bile değildi. Neredeyse nefes kadar sessizdi.
Elizabeth başıyla onayladı.
Yuan köşeden milim milim baktı…
ve hemen geri çekildi.
Kalbi hızlandı.
"Ağlayan maskeli…"
Elizabeth'in kulağına eğildi.
"Silahı yok… ama dikkatli."
Adım sesleri.
Yavaş.
Kontrollü.
Sanki… avını kokluyormuş gibi.
Maskeli figür karanlığın içinde ilerliyordu.
Başını hafifçe sağa sola çeviriyor, kör noktaları kontrol ediyordu.
Yuan nefesini tuttu.
Elizabeth de öyle.
Yuan elini kaldırdı.
Kılıç oluşturmak için…
Ama—
Hiçbir şey olmadı.
Gözleri bir an büyüdü.
"…kanım…"
Boşluk.
"Yeterli değil…"
O an.
Maskeli başını kaldırdı.
Bir şey duymuştu.
Sessizlik.
Sonra—
Zıpladı.
BOOM!
İkisi de refleksle geri sıçradı.
Ağlayan maskeli doğrudan üzerlerine inmişti.
Hiç tereddüt etmeden yumruk savurdu.
Yuan ilk darbeyi zar zor savuşturdu.
İkinciyi blokladı.
Ama güç…
Beklediğinden fazlaydı.
Elizabeth dişlerini sıktı. Kılıcını kaldırdı.
Saldırdı—
Ama maskeli bir anda yön değiştirdi.
Yuan'a vurdu.
Yuan sendeledi.
Aynı anda Elizabeth'in kılıcına vurdu—
CRACK.
Kılıç kırıldı.
Elizabeth'in gözleri açıldı.
"Olamaz—"
Bir tekme.
Elizabeth yere savruldu.
Ama o an…
Maskeli hata yaptı.
Yuan'ı unuttu.
Yuan dişlerini sıktı.
Bir adım.
İki adım.
Ve—
BAM!
İlk yumruk.
Sonra bir tane daha.
Sonra bir tane daha.
Kafasına.
Sert.
Kontrolsüz.
Öfkeyle.
Maskede çatlaklar oluştu.
Yuan durmadı.
"Bu sefer…"
Bir tekme.
"…bitti."
Maskeli yere yığıldı.
Yuan üstüne çöküp son darbeyi indirdi.
Sessizlik.
Nefes.
Sadece nefes.
Elizabeth duvara yaslandı.
"Oh… kazandık…"
Yuan dizlerinin üstündeydi. Kanı toplamaya çalışıyordu.
Elizabeth hafifçe gülümsedi.
"Teşekkür ederim—"
"Öhöm."
İkisi de dondu.
Bir gölge.
Sessizce.
Yanlarında.
Duygusuz maskeli.
"Elbette," dedi.
Sesi düzdü.
"Bensiz başlamanız… biraz ayıp."
Duygusuz maskeli hançerlerini hazırladı...
