Yeni arkadaşlar edinmeye çalışmak gerçekten zahmetli bir şey.
Her şeyden önce… buna gerçekten gerek var mı?
Arkadaşlık dediğin şey, zorlayarak yapılacak bir şey mi… yoksa zamanla kendiliğinden oluşan bir şey mi?
Bilmiyorum.
Bilmek de istemiyorum.
—
Sınıf yavaş yavaş doluyordu.
Gürültü artıyordu.
Herkes birileriyle konuşuyor, bir yerlere ait olmaya çalışıyordu.
Ben ise hâlâ yerimde oturuyordum.
Kalkıp birileriyle konuşmayı düşündüm.
Sonra vazgeçtim.
Gerek yoktu.
—
Ayağa kalktığım anda…
Yanımdaki sıraya birinin çantasını bıraktığını duydum.
"…Yine iç çekiyorsun."
Başımı çevirmeden de kim olduğunu anlamıştım.
Otobüsteki kız.
"…Alışkanlık."
"Saçma bir alışkanlık."
"Olabilir."
Kısa bir sessizlik oldu.
—
"Demek aynı sınıftayız."
"Öyle görünüyor."
—
Konuşma bitti.
Gereksiz uzatmaya gerek yoktu.
—
Sınıf neredeyse dolmuştu.
Tam o sırada, öğretmen içeri girdi.
Kısa bir açıklamadan sonra sistemden bahsetmeye başladı.
Puanlar.
Kartlar.
100.000 başlangıç.
Sınıf bir anda hareketlendi.
Herkes heyecanlıydı.
—
"Hey, alışverişe gidelim mi?"
"Bu parayla her şeyi alabiliriz!"
Gürültü artıyordu.
Beklenen tepki.
—
Ben ise sadece izliyordum.
—
"Arkadaşlar, beni dinler misiniz?"
Birisi ayağa kalktı.
Düzgün konuşan, düzenli tiplerden biri.
Kendini tanıtma fikrini ortaya attı.
Sınıf kabul etti.
—
Sırayla herkes konuşmaya başladı.
İsimler.
Hobiler.
Boş detaylar.
—
"Benim adım Kushida Kikyou…"
Otobüsteki kızdı.
Gülümsüyordu.
Herkesle arkadaş olmak istediğini söyledi.
Sınıfın tepkisi olumluydu.
Beklendiği gibi.
—
İnsanlar konuşmaya devam etti.
Ben dinlemiyordum.
—
Bir noktada fark ettim.
Kapı.
Açıktı.
—
Ve biri oradaydı.
—
Kimse fark etmemişti.
Ama ben etmiştim.
—
İçeri girdi.
Sessizce.
Hiçbir şey söylemeden.
—
Öğretmen duraksadı.
"Geç kaldın."
"Evet."
Cevap kısaydı.
Ton düz.
—
Sınıfa doğru yürüdü.
Adımları normaldi.
Ama…
Bir şey yanlıştı.
—
İçgüdü.
—
Tehlike.
—
Yanımdan geçti.
Bir anlığına göz göze geldik.
—
…Anladı.
—
Bu yeterliydi.
—
Sınıfın arkasına oturdu.
Hiçbir şey olmamış gibi.
—
"Bir sonraki kişi…"
Sesler devam etti.
Tanıtımlar sürüyordu.
—
"…Shin Kai."
Sıra bana gelmişti.
Ayağa kalktım.
—
"Adım Shin Kai."
Duraksadım.
—
"…Özel bir şey yok."
—
Oturdum.
—
Kısa.
Yeterli.
—
Ama…
—
Arkamdan bir ses geldi.
Alçak.
Sakin.
—
"Yalan."
—
Sınıf duymadı.
Ama ben duydum.
—
Başımı çevirmedim.
Gerek yoktu.
—
Çünkü anlamıştım.
Gerek yoktu.
—
Çünkü anlamıştım.
—
Bu okul…
Sandığım kadar basit olmayacaktı.
