Suko yolda yürümeye devam etti.
Hava iyice serinlemişti. Sokak lambaları tek tek yanmaya başlamıştı. Günün o arada kalmış hali… ne tam bitmiş ne de tamamen devam ediyormuş gibi.
Ellerini cebinde tuttu.
Adımları aynıydı.
Ama içindeki his… tam aynı değildi.
Az önceki konuşma aklına geldi.
Shoko'nun "Sende bir şey var" demesi.
Normalde böyle şeyleri düşünmezdi.
Düşünse bile… üstünde durmazdı.
Ama bu sefer…
Durdu.
Yolun ortasında değil.
Zihninde.
"Hiçbir şey seni zorlayamıyormuş gibi."
Cümle tekrar etti.
Suko başını hafifçe kaldırdı. Gökyüzüne baktı. Renkler koyulaşıyordu.
"Zorlayacak ne var ki?"
Bunu söylemişti.
Ve hâlâ doğruydu.
Ama…
Tam olarak cevap da değildi.
Yürümeye devam etti.
Bir süre sonra küçük bir parkın yanından geçti. Aynı bank, aynı ağaçlar. Dün de buradaydı.
Kısa bir an durdu.
Sonra bu sefer geçip gitmedi.
İçeri girdi.
Banklardan birine oturdu.
Etraf sessizdi. Uzakta bir iki kişi vardı. Bir çocuk bisiklet sürüyordu. Tekerin sesi ritmik şekilde geliyordu.
Suko dirseklerini dizlerine koydu.
Ellerini birleştirdi.
Boşluğa baktı.
Shoko'nun yüzü geldi aklına.
Gülüşü.
Konuşurken hafif duraksaması.
"Garipsin."
Bunu söylerken dalga geçmiyordu.
Gerçekten demişti.
Suko hafifçe nefes verdi.
Garip olmak…
Onun için bir şey ifade etmiyordu.
Ama birinin bunu fark etmesi…
O biraz farklıydı.
Cebinden telefonunu çıkardı.
Ekrana baktı.
Hiçbir şey yoktu.
Bildirim yok.
Mesaj yok.
Zaten kimse yazmazdı.
Yazmasını da beklemezdi.
Telefonu geri koydu.
Başını geriye yasladı.
Ağaç dalları arasından gökyüzü görünüyordu.
Karanlık biraz daha çökmüştü.
Bir süre hiçbir şey düşünmedi.
Gerçekten hiçbir şey.
Ne okul.
Ne insanlar.
Ne de kendisi.
Sadece… oturdu.
Sonra yavaşça ayağa kalktı.
Bu sefer eve gitmek için yürümeye başladı.
Ama acele etmedi.
Yolda bir dükkânın camına baktı.
Kendi yansımasını gördü.
Saçı dağınık.
Gözleri yorgun.
Ama ifadesi sakindi.
Kendine baktı birkaç saniye.
Sonra yürümeye devam etti.
Eve vardığında kapıyı açtı.
İçerisi sıcaktı.
Annesi mutfaktan seslendi:
"Geldin mi?"
Suko ayakkabılarını çıkardı.
"Geldim."
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra annesi:
"Aç mısın?"
Suko düşündü.
"Biraz."
Masaya oturdu.
Önüne yemek kondu.
Yedi.
Sessizce.
Normal bir akşamdı.
Ama günün içinde kalan o küçük şey…
Kaybolmamıştı.
Gece odasına geçti.
Yatağa uzandı.
Tavanı izledi.
Gözlerini kapattı.
Uyku yavaş yavaş geldi.
Ve o an…
Gün bitti.
Ama his…
Hâlâ oradaydı.
