Cherreads

Chapter 3 - 3. Bölüm: Gölge ve Ayna

Hurdalığın kapısındaki siyah araçlardan inen adamlar, pahalı takım elbiseler giymiş, soğuk bakışlı "sorun çözücülerdi". Başlarındaki adam, Global Enerji Konsorsiyumu'nun güvenlik şefi Hakan Bey, doğrudan Selim Abi'nin derme çatma ofisine daldı.

Arda, yeraltı sığınağında monitörlerden onları izliyordu. Kalbi hızla çarpıyordu ama paniklemedi. Elindeki tabletten Leyla'ya tek bir kelime yazdı: "Protokol Ayna."

Hakan Bey içeri girdiğinde Arda'yı terler içinde, elinde eski bir kaynak makinesiyle hurda parçalarını birleştirirken buldu. Arda, üzerine yağ sıçramış bir tişört ve yorgun gözlerle onlara baktı.

Hakan Bey, masaya bir dosya fırlattı. "Bu hurdalıktan çıkan çelik, dünyadaki en saf maden yataklarından bile daha temiz. Ve hiçbir lojistik kaydınız yok. Arda, bana bu 'mucizevi geri dönüşüm makinesini' göster."

Arda, bir süre sessiz kaldıktan sonra hafifçe gülümsedi. "Makinem yok Hakan Bey. Sadece bir yöntemim var." Onları hurdalığın en arka kısmına, devasa bir kazanın başına götürdü. Kazanın içinde, Elif'in tasarladığı ama içini Arda'nın "Hopper" (Huni) ve "Smoker" (Fırın) mekanizmalarıyla, ama modern parçalarla kamufle ederek doldurduğu bir sistem vardı.

"Bu sistem," dedi Arda profesyonel bir tonda, "elektro-statik ayrıştırmayı biyokimyasal bir katalizörle birleştiriyor. Elif Hanım'ın patentli teknolojisi bu. Ham madde satın almıyoruz çünkü şehirden topladığımız 'değersiz' cürufu kullanıyoruz. Girdi-çıktı farkı buradan geliyor."

Hakan Bey ve ekibi saatlerce inceleme yaptılar. Arda onlara bilerek karmaşık, yarı-doğru teknik terimler ve Elif'in hazırladığı sahte ama inandırıcı verileri sundu. Arda'nın sakinliği ve "fakir ama dahi mühendis" rolü, Hakan Bey'in zihnindeki "doğaüstü güç" şüphesini "gizli bir teknolojik buluş"a çevirdi.

Sonunda Hakan Bey, "Şimdilik ikna olmuş görünüyorum," dedi. "Ama bu kadar saf bir üretimin bedeli olur. Bizimle çalışmazsanız, vergi müfettişleri bu hurdalığı mühürler."

İçteki Şüphe

Araçlar uzaklaşırken Hakan Bey yanındaki yardımcısına fısıldadı: "Çok kusursuzdu. Bir öğrencinin bu kadar sakin olması imkansız. O kazanın içinde bir bit yeniği var ama fiziksel olarak açıklayamıyorum. Bana Yavuz'u çağırın."

Ertesi gün, Arda kampüse giderken arkasında bir gölge belirdi. Yavuz, eski bir istihbaratçıydı; artık serbest çalışıyordu ve "imkansız dosyaların adamı" olarak bilinirdi. Yavuz, Arda'ya saldırmadı ya da onu durdurmadı. Sadece uzaktan izlemeye başladı.

Yavuz'un ilk fark ettiği şey şuydu: Arda asla çanta taşımıyordu ama ihtiyacı olan her şey (laptop, su, kalın kitaplar) bir anda elinde beliriyordu. Arda, eşyaları envanterinden çıkarırken o kadar hızlı ve doğal hareket ediyordu ki, sıradan bir göz bunu "çantasından çıkardı" diye yorumlardı. Ama Yavuz sıradan bir göz değildi.

Arda, takip edildiğini biliyordu. Eve gitmek yerine Leyla ile bir kafede buluştu.

"Peşimdeler," dedi Arda alçak sesle.

Leyla endişeyle sordu: "Ne yapacağız? Durmalı mıyız?"

"Hayır," dedi Arda, çayından bir yudum alırken. "Vitesi büyüteceğiz. Madem teknolojimize inanmıyorlar, onlara gerçekten büyük bir şey vermeliyiz. Ama önce şu dedektiften kurtulmam lazım."

Arda o gece, dedektifi şaşırtmak için bir plan yaptı. Bir inşaat alanına girdi. Yavuz onu uzaktan izlerken, Arda'nın boş bir araziye eğilip toprağa bir şeyler ektiğini gördü. Sabah olduğunda, o arazide normalde 20 yılda yetişecek devasa bir meşe ağacı duruyordu.

Yavuz ağaca dokundu. Gerçekti. Sertti. Ama bir gecede oraya gelmişti.

More Chapters